well 2 Anlamı, Karşılığı

# A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P Q R S Ş T U Ü V W X Y Z

İngilizce - Türkçe

  • well 2
    z. (bet.ter, best) 1. iyi; yolunda: The new computer is working well. Yeni bilgisayar iyi çalışıyor. Everything is going well. Her şey yolunda gidiyor. 2. iyice: Shake it well before using it. Kullanmadan önce iyice çalkalayın. 3. hayli: He is well on in life. Yaşı hayli ilerlemiş. All of the administrators are well past forty. Yöneticilerin hepsi kırkını hayli geçmiş. well up on the list listenin başlarında. 4. pekâlâ: He understood me (very) well. Beni pekâlâ anladı. 5. haklı olarak: You may well ask that question. O soruyu sormakta haklısın. s. (bet.ter, best) 1. iyi; yolunda: I don´t feel well. Kendimi iyi hissetmiyorum. All is well. Her şey yolunda. 2. iyi, uygun, yerinde; elverişli (Would ile kullanılır.): It would be well to make an appointment before you go to see him. Onu görmeye gitmeden önce randevu alsanız iyi olur.